|
İKİNCİ BÖLÜM: MAYMUNLAŞTIRILMAK İSTENEN İNSANLAR
Erken İnsan Irklarını "İlkel" Göstermenin Yanlışlığı
Tüm bu gerçeklere rağmen Darwinistler, erken
Homo ırklarını ilkel saymakta kararlıdırlar; çünkü teorilerinin
gereği budur. Bu dogmatik yaklaşım, Walking With Cavemen
belgeseline de hakimdir. Belgeselde erken insan ırklarının düzgün
konuşamadıkları veya hayal etme yeteneğinden yoksun oldukları
iddiası ısrarla vurgulanmaktadır. Ancak bu da tamamen hayal ürünü,
hiçbir dayanağı olmayan bir varsayımdan ibarettir.
Belgeselde tasvir edilen tüm diğer "ilkellik" görüntüleri
-çiğ et yeme, vahşi davranışlar vs.- tamamen hayalidir. Bu insanların
eti pişirmeden yediklerini tespit edebileceğimiz ya da vahşi davrandıklarını
gösteren hiçbir kanıt yoktur. Elimizde bu insanların fosilleri
vardır ve fosillerden bu tür sonuçlar çıkmamaktadır.
İngiliz yazar Paul Garner, belgeseldeki bu çarpıtmayı şöyle yorumlamaktadır:
(Walking With Cavemen'de) evrimci fikirleri
güçlendirmek için insani karakterlere maymun-benzeri davranışlar
atfetme yönünde güçlü bir çaba dikkati çekmektedir. Örneğin
ergaster insanları, hiç kıyafet giymeyen, pişmemiş et yiyen,
maymunsu jestler ve mimikler kullanan yaratıklar olarak gösterilmektedir.
Bu hayvansılık vurgusu, özellikle yaşlı erkeğin, rakibiyle dövüşen
genci vahşice dövmesi sahnesinde en şiddetli formunu almaktadır.
Ergaster'e atfedilen bu hayvansı davranış dayanaksızdır ve program
yapımcılarının evrimsel önyargılarının bir sonucudur.
Ergaster'in insani özelikleri (anatomisi ve alet yapımı) kanıta
dayanırken (ona atfedilen) maymunsu özellikler spekülatiftir
ve kanıtsızlığa dayanmaktadır.
Dahası, Paul Garner'ın vurguladığı gibi, gerçekte
Homo erectus'un giysi kullandığına dair dolaylı bir kanıt
vardır: Homo erectus fosilleri Almanya, Sibirya ve Dmanisi (Karadeniz
sahili)nde bulunmuştur ve kışları hayli soğuk olan bu coğrafyalarda
giysisiz insanların yaşamlarını sürdürebilmesi imkansız gözükmektedir.
Bunun yanısıra erectus/ergaster
insanlarının belgeselde iddia edildiğinin aksine ileri bir zekaya,
hayalgücüne ve kültüre sahip olduklarını gösteren çok önemli bir
kanıt vardır; ama onyıllardır evrimciler tarafından ısrarla göz
ardı edilmektedir. Bu kanıtlardan biri, ünlü fosil araştırmacısı
Louis Leakey'nin 1970'lerin başında Olduvai Gorge'da bulduğu 1.7
milyon yıllık kulübe kalıntılarıdır.22
Leakey ve diğer araştırmacılar, bu kalıntıların "ancak
Homo sapiens" tarafından yapılabilecek kadar kompleks
bir kulübeye ait olduğu sonucuna varmışlardır. Homo erectus'u
"ilkel" sayan önyargı bir kenara bırakılırsa, bu kulübenin
o dönemde yaşayan erectus insanları tarafından yapıldığı ve bunun
da ileri bir "erectus kültürü"nü yansıttığı ortaya çıkar.
Homo erectus hakkındaki bir diğer çarpıcı
kanıt, bu insanların denizcilik yaptıklarına işaret eden bulgulardır.
New Scientist dergisinde "Ancient mariners: Early
humans were much smarter than we suspected" (Antik
Denizciler: İlk İnsanlar Sandığımızdan Çok Daha Akıllıydılar)
başlığıyla yayınlanan bir makalede, 700 bin yıl önce yaşamış Homo
erectusların denizcilik yaptıklarına dair kanıtlardan söz edilmiştir.23
Kulübe inşa eden, denizcilik yapan insanların Walking With
Cavemen belgeselinde ilkel maymun-adamlar olarak gösterilmesi
ise, bu belgeselde ne kadar büyük bir çarpıtma yapıldığını göstermektedir.
| |
 |
| |
 |
| |
Neandertal
insanına ait, kemikten yapılmış flüt. Bu flüt üzerinde müzikoloji
uzmanı Bob Fink'in yaptığı üstteki hesaplamalar, deliklerin
doğru notalarda ses verecek şekilde dizildiğini, yani bunun
son derece ustaca tasarlanmış bir enstrüman olduğunu göstermektedir.
|
Aynı çarpıtma Neandertellar
için de yapılmış ve bu insanlar "hayal etme yeteneğinden
yoksun" ilkeller olarak tasvir edilmiştir. Oysa fosil bulguları,
Neandertallerin ileri bir kültüre de sahip olduklarını
göstermektedir. Bunun en ilginç örneklerinden biri, Neandertal
insanları tarafından yapılmış olan fosilleşmiş bir flüttür. Bir
ayının uyluk kemiğinden yapılmış olan söz konusu flüt, arkeolog
Ivan Turk tarafından 1995 Temmuzu'nda Kuzey Yugoslavya'daki bir
mağarada bulunmuştur. Daha sonra da bir müzikolog olan Bob Fink,
flütü analiz etmiştir. Fink, karbon testine göre yaşının 43.000
ile 67.000 yıl arasında olduğu düşünülen bu aletin, 4 nota çıkardığını
ve flütte yarım tonlar ve tam tonların da olduğunu tespit etmiştir.
Bu keşif, Neandertallerin Batı müziğinin temel formu
olan yedi nota ölçüsünü kullandıklarını göstermektedir. Flütü
inceleyen Fink, "eski flütün üzerindeki ikinci ve üçüncü
delikler arasındaki mesafenin, üçüncü ve dördüncü delikler arasındaki
mesafenin iki katı" olduğunu belirtmektedir. Bunun anlamı,
birinci mesafenin tam notayı, ona komşu olan mesafenin de yarım
notayı temsil ettiğidir. "Bu üç nota inkar edilemez bir şekilde
diatonik bir ölçekteki gibi ses çıkarır" diyen Fink, Neandertallerin
müzik kulağı ve bilgisi olan insanlar olduğunu belirtmektedir.24
Diğer bazı fosil bulguları, Neandertallerin
ölülerini gömdüklerini, hastalarına baktıklarını, kolye ve
benzeri takı eşyaları kullandıklarını göstermektedir.25
Öte yandan fosil kazıları sırasında Neandertal
insanları tarafından kullanıldığı tespit edilen 30 bin yıllık
bir dikiş iğnesi de bulunmuştur. Kemikten yapılmış olan bu iğne
son derece düzgündür ve iplik geçirilmesi için açılmış bir deliğe
sahiptir.26 Elbette ki dikiş
iğnesine ihtiyaç duyacak bir giyim-kuşam kültürüne sahip olan
insanların "'ilkel" sayılması mümkün değildir.
Bütün bu bilimsel kanıtlara rağmen Neandertalleri "ilkel"
saymakta ısrar eden Walking With Cavemen belgeseli ise,
gerçekte bir belgesel değil, yalanlara dayalı bir propaganda filminden
ibarettir.
|