|
BİRİNCİ BÖLÜM: İNSANLAŞTIRILMAK İSTENEN MAYMUNLAR
Homo habilis Hikayeleri ve Gerçekler
Öncelikle Homo habilis'i tanımlamak
gerekir. "Homo" kelimesi biyolojide insanı ifade eder.
Dolayısıyla evrimciler Homo habilis, Homo erectus, Homo rudolfensis
gibi farklı türlerin hepsinin insan "genus"u (türden
bir üst sınıflama) içinde olduğunu kabul ederler; ancak evrimci
teze göre Homo türlerinin erken örnekleri (yani H. habilis
ve H. rudolfensis) hala yarı maymun anatomisindedir.
Gerçekte ise bu tanımlama ve sınıflandırmalar, maymundan insana
uzanan bir hayali "evrim basamağı" oluşturabilmek için
üretilmiş zoraki kategorilerdir.
Bu nedenledir ki, Homo habilis diye bir türün gerçekte
var olup olmadığı, evrimciler arasında bile tartışma konusudur.
İtirazlar 1980'lerin başında başladı. Ünlü paleoantropologlar
Bernard Wood ve Loring Brace, bu canlının "Homo" yani
insan kategorisine dahil edilmesinin yanlış olduğunu, Homo
habilis yerine, "alet kullanabilen Güney Afrika maymunu"
anlamına gelen Australopithecus habilis olarak sınıflandırılması
gerektiğini savundular.
1994 yılında Amerikalı antropolog Holly Smith, Australopithecus,
Homo habilis, Homo erectus ve Homo neandertalensis
türlerinin dişleri üzerinde yaptığı analizlerle şu sonuca vardı:
"Dişlerin gelişimi ve yapısı
kriterine dayanarak yaptığımız analizler, Australopithecus
ve Homo habilis türlerinin Afrika maymunlarıyla aynı
kategoride olduklarını… göstermektedir."11
Aynı yıl Fred Spoor, Bernard Wood
ve Frans Zonneveld adlı üç anatomi uzmanı, insan ve maymunların
iç kulaklarında yer alan ve denge sağlamaya yarayan yarı-çembersel
kanalların karşılaştırmalı analizini yaptılar. Spoor, Wood ve
Zonneveld'in inceledikleri tüm Australopithecus ve dahası
Homo habilis örneklerinin iç kulak kanalları günümüz
maymunlarınınkilerle aynıydı.12
Bu alanda otorite sayılan iki ünlü ismin, Bernard Wood ve Mark
Collard'un 1999 yılında Science dergisinde yayınlanan incelemeleri
ise, Homo habilis ve Homo rudolfensis kategorilerinin
hayali olduğunu, aslında bu kategorilere dahil edilen fosillerin
Australopithecus sınıflaması içinde incelenmesi gerektiğini ortaya
koydu. Wood ve Collard, "yeni bulgular, mevcut bulgulara
getirilen yeni yorumlar ve paleoantropolojik kayıtlar üzerindeki
kısıtlamalar, bu sınıflamaları Homo cinsine dahil etmek için kullanılan
kriterleri geçersiz hale getirmektedir" dedikten sonra
şu sonuca varmışlardır:
"Dolayısıyla, H.
habilis ve H. rudolfensis, Homo cinsinden çıkarılmalıdır...
Şu an için, hem H. habilis'in hem de H. rudolfensis'in
Australopithecus cinsine geçirilmesini öneriyoruz."
13
Wood ve Collard'ın vardıkları sonuç şudur: Walking
With Cavemen belgeselinde "insanın maymunsu ataları"
olarak canlandırılan türlerin, gerçekte insanla herhangi bir ilişkileri
olduğunu gösteren hiçbir kanıt yoktur. Belgeselin ilk bölümünde
gösterilen canlıların tümü, Australopithecus kategorisine
dahil edilmesi gereken soyu tükenmiş maymunlardır.
Aslında Walking With Cavemen belgeselinin yapımcıları
bile, belgeselde varlığı kesin bir tür gibi gösterdikleri Homo
habilis'in aslında tartışmalı olduğunu itiraf etmektedirler.
Belgeselin DVD'sinde yer alan "Fact Files" (Gerçek Dosyaları)
bölümünde, Homo habilis'ten söz edilirken "bu
başlıklandırma şu anda son derece tartışmalı" demektedirler.
Ama "son derece tartışmalı" olan bu hayali canlıyı,
sosyal hayatından aile içi ilişkilerine kadar canlandırıp ekranlara
taşımakta ve izleyicilere empoze etmekte hiçbir sakınca görmemektedirler.
Homo habilis'in "insanımsı"
sayılmasındaki en büyük etken ise, kullandığı varsayılan taş aletlerdir.
Belgeselde bu konuya büyük vurgu yapılmakta ve taş aletler yontan
H. habilis sahnelerine geniş yer verilmektedir. Oysa
programın kritiğini yapan İngiliz yazar Paul Garner'ın da belirttiği
gibi 14, H. habilis'in
gerçekte bu aletleri kullandığını gösteren kesin bir kanıt yoktur.
H. habilis fosillerinin bulunduğu bölgede bazı taş aletler
bulunmuş ve bunlar hemen bu canlılara atfedilmiştir. Ancak bu,
bir fil fosilinin yakınlarında bıçak bulunduğunda, bunun "fil
yapımı bıçak" olduğunu kabul etmek gibi bir şeydir.
I. Bölümün Özeti
Gerçekte Walking With Cavemen belgeselinin birinci bölümünde
gösterilen tüm canlılar, bugün soyları tükenmiş maymun türleridir.
Bu türlerin bazıları geçtiğimiz onyıllar içinde "Homo"
yani insan sınıflamasına dahil edilse de, bunun tümüyle zorlama
bir yorum olduğu ve söz konusu canlıların yeniden Australopithecus
sınıflamasına alınmaları, yani maymun olarak kabul edilmeleri
gerektiği, bugün evrimciler tarafından bile kabul edilmektedir.
Belgeselde anlatılan diğer hikayeler -örneğin Afrika'nın savanlaşması
ve bunun dik yürüyüşe yol açması- en son bilimsel bulgular tarafından
çürütülen boş hikayelerdir.
Sonuçta, elde sadece zorla insanlaştırılmak istenen maymunlar
vardır. Walking With Cavemen belgeselinin yapımcıları,
bu maymunlara insansı sosyal hayatlar hayal ederek ve insansı
makyajlar yaparak Darwinizm propagandası yapmaktadırlar. CNNTurk
de bu propagandaya ortak olmuştur. Ama bilim onların aleyhinedir.
Bilim, biraz sonra göreceğimiz gibi, yeryüzündeki ilk insanların
hiçbir ataları olmadan, aniden ortaya çıktıklarını göstermektedir.
|