|
BİRİNCİ BÖLÜM: İNSANLAŞTIRILMAK İSTENEN MAYMUNLAR
Çürütülmüş Bir Hikaye: "Ormanlar Kurudu, Savanlar Çoğaldı"
Walking With Cavemen belgeseli,
Australopithecus'un dik yürüdüğünü iddia ederken, bu
dik yürüyüşün nasıl ortaya çıktığını açıklamaya da çalışmaktadır.
Bu konuda anlatılan hikaye ise, onyıllardır evrimci kaynaklarda
tekrarlanıp duran klasik hikayedir. Hikayeye göre 8 milyon yıl
kadar önce Afrika'nın tümü ormanlarla kaplıyken iklim değişmiş,
kuraklık başgöstermiş ve çoğu yerde ormanların yerini savanlar
(yüksek otlarla dolu kurak araziler) almıştır. Bu otlar arasında
iki ayaklı olarak yürümek daha "avantajlı" hale geldiği
için Australopithecus türü maymunlar, sözde bu yeni ortama
göre evrimleşmişlerdir.
Öncelikle evrimcilerin sıklıkla başvurmak zorunda kaldıkları bu
hikayenin bilimsel temelden tamamen yoksun olduğunu belirtmek
gerekir; çünkü gerçekte doğal ortamdaki bir değişim, canlıların
vücut yapısını etkilemez. Bunun aksine inanmak, Lamarckizm'dir
ve bunun bir hurafe olduğu bir yüzyıldır bilinmektedir. Canlıların
vücut yapısı genleri tarafından belirlenir, genler de dışarıdaki
iklime, bitki örtüsüne göre değişmezler.
Peki evrimciler "savanlarda dikleşen maymun" hikayesini
nasıl olup da savunmaktadırlar?… Bunu savunurken yaptıkları -ama
pek dile getirmedikleri şey- aslında söz konusu maymunlara, onların
iskeletlerini dikleştirecek birtakım "mutasyonlar"ın
isabet ettiğine inanmaktır. Bugüne kadar hiçbir canlıya anatomik
bir yarar sağlamadığı, aksine önemli zararlar verdiği bilinen
mutasyonların, adeta sihirli bir değnek gibi, maymun iskeletine
"rötuş"lar yaparak onu dikleştirdikleri gibi akıl ve
mantıktan tamamen uzak bir inanca sahiptirler. Fransa'nın 20.
yüzyıldaki önde gelen doğa bilimcilerinden biri sayılan zoolog
Paul Pierre Grassé, kendisi de bir evrimci olmasına karşın, söz
konusu Darwinist inancı şöyle eleştirmiştir:
… Mutasyonların havyanların ve
bitkilerin ihtiyaçlarının karşılanmasını sağladığına inanmak,
gerçekten çok zordur. Ama Darwinizm bundan fazlasını da ister:
Tek bir bitki, tek bir havyan, binlerce ve binlerce tam olması
gerektiği şekilde faydalı tesadüflere maruz kalmalıdır. Yani
mucizeler sıradan bir kural haline gelmeli,
inanılmaz derecede düşük olasılıklara sahip olaylar kolaylıkla
gerçekleşmelidir. Hayal kurmayı yasaklayan bir kanun yoktur,
ama bilim bu işin içine dahil edilmemelidir.
9
İşin ikinci önemli yönü ise, söz konusu "savanlarda
dikleşen maymun" hikayesinin temeli olarak gösterilen "ormanlar
kurudu, savanlar çoğaldı" iddiasının son bilimsel bilgiler
ışığında çürümüş olmasıdır! CNNTurk, 2000 yapımı Walking With
Cavemen belgeselini izleyicilerine sunmaktadır, ama söz konusu
belgeselin büyük yer verdiği bu hikaye hakkında Discover dergisinin
Eylül 2003'teki sayısında ünlü Darwinist Carl Zimmer şu itirafta
bulunmuştur:
Atalarımızın iki ayaklılara nasıl
evrildiği sorusunun cevabı, onyıllardır berrak bir şekilde ortada
gibi duruyordu. (Southern California Üniversitesi Antropoloji
Kürsüsü profesörü) Craig Stanford, "Uzunca zamandır kabul
edilen görüş, ormanlardan çıkıp savanlara hareket ettiğimiz
veya yüksek otların üstünden etrafa bakmak ya da izole ağaç
gruplarına ulaşmak için iki ayaklı hale geldiğimiz şeklindeydi"
diyor… Ama son yıllarda yeni kanıtlar
bu senaryoyu kuşkulu hale getirmiş durumda. "Uzun
zamandır savunulan, zayıf bir hominidin ormanın güvencesini
bırakarak tehlikeli savanlara gittiği ve burada yeni fikirlerle
yaşayabilmek için ayağa kalktığı fikri güzel
bir hikaye, ama büyük olasılıkla tamamen hayal ürünü"
diyor Stanford. Araştırmacılar eski hominid bölgelerine daha
yakından baktıklarında, çoğu, bu alanların
aslında birer savan olmadığı, ama düşük veya yüksek yoğunlukta
ormanlık araziler olduğu sonucuna varmış durumda. 10
Dolayısıyla Walking With Cavemen belgeselinde
binbir zahmetle çekilen "savanlarda gezdiği için dikleşen
maymun" sahneleri de tamamen hayal ürünüdür. Böyle bir şeyin
gerçekte yaşandığına dair hiçbir kanıt yoktur. Dolayısıyla CNNTurk'ün
sözde "atalarımız" olarak lanse ettiği canlıların varlığına
inanmak son derece mantıksızdır.
|